DÜNYA KADINA KARŞI - nineva

2012-11-21 11:23:41


Dünya Kadına Karşı: Kadına Duyulan Korkunun Temelleri
Adlı Kitabın Tanıtım Yazısı

 

Yrd. Doç. Dr. Özlem Uzundemir

Başkent Üniversitesi

Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü

 

 

We are, I am, you are

by cowardice or courage

the one who find our way

back to this scene

carrying a knife, a camera

a book of myths

in which

our names do not appear.

 

Biz, ben, siz

korkaklık ya da cesaretle

bir bıçak, fotoğraf makinası

adlarımızın yazılı olmadığı

söylenceleri içeren kitaplarla

bu sahneye geri dönüp

yolunu bulanlarız.

 

Yirminci yüzyılın önemli Amerikalı kadın şairlerinden Adrienne Rich çok çarpıcı bir dille kaleme aldığı “Diving into the Wreck” (Yıkıntıya Dalmak) adlı şiirinin son kıtasında kadın yazarların eril yazınında varolabilme çabalarını böyle özetler.  Anaerkil toplumdan ataerkil topluma dönüşüm kadına bakışın olumsuz anlamda değişmesine neden olmuş ve kadın erkeğin boyunduruğu altına girmiştir. Cinsiyet eşitsizliği, yani toplumun her alanında kadınlara tanınan hakların erkeklere oranla çok daha az oluşu, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren Batı’da kadınların başkaldırısına neden olmuştur. Yirminci yüzyıla gelindiğinde, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olmaları gerektiğini savunan feminist hareket ivme kazanmıştır. Ancak günümüzde feminizm hareketi ataerkil düzeni tehdit ettiği düşünüldüğü için özellikle medyada pekçok kişi tarafından erkek düşmanlığı olarak gösterilmeye çalışılmakta, bu hareketi savunanlar da küçültücü ithamlara maruz kalmaktadır.

 

Efil Yayınevi tarafından Ocak 2012’de yayımlanan Pürnur Uçar Özbirinci’nin kaleme aldığı Dünya Kadına Karşı: Kadına Duyulan Korkunun Temelleri adlı kitap, toplumların çağlar boyu kadına bakışını, kadının ataerkil toplumdaki ikincil yerini ve feminizmin temel savlarını hem görsel hem de yazılı metinlerle örnekleyerek ortaya koymaktadır. Kitap anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçişi özetleyerek başlar. Bu bölümü Gılgamış Destanı ve Yunan mitolojisinden öykülerin tartışıldığı bölümler izler.  Özbirinci bu öyküleri irdelerken Sandra Gilbert ve Susan Gubar’ın The Madwoman in the Attic (Tavanarasındaki Deli Kadın) adlı kitapta ele aldıkları kadın sınıflandırmasını kullanır. Gilbert ve Gubar erkek yazarların metinlerinde iki tür kadının varolduğundan söz eder: biri erkek egemenliğine boyun eğen uysal kadın tipi, diğeri ise ataerkil düzene başkaldıran kadın tipidir (17). Özbirinci’ye göre kadına duyulan korkunun bir göstergesi Yunan mitolojik öykülerinde kadının canavarlardan çok daha tehlikeli bir varlık olarak sunulmasıdır (23). Bu uysal ve başkaldıran kadın karşıtlığına ek olarak Özbirinci, Batı’da sıkça kullanılan ve kadın-erkek karşıtlığına dayanan beden-us, nesne-özne gibi diğer ikiliklerden de söz eder (32).

                                    

Çok tanrılı toplumların öykülerinin ele alındığı bölümü tek tanrılı dinlerin kadına bakışını irdeleyen bölüm izler. Özbirinci’ye göre, tek tanrılı dinler erkek egemen dünyada kadını tehlikeli bir varlık olarak gördüğü için baskı altında tutar. Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam inanışlarını ve kitaplarını inceleyen Özbirinci, mitolojik öykülerde yer alan iki tür kadının tek tanrılı dinlerde de karşımıza çıktığını ortaya koyar: Meryem Ana uysal kadının, Âdem’in ilk eşi Lilith ve Havva ise başkaldıran kadının simgesi haline gelir. Özbirinci’nin de alıntıladığı gibi Barbara G. Walker dinin kadına bakışını şöyle özetler: “Ataerkil toplum Âdem’in cennetten kovuluşu için Tanrı’yı suçlayacağına, tüm suçu Havva’ya yüklemiştir.” (290)

 

Kitap ilerleyen bölümlerde Rönesans’tan günümüze kadar Batı toplumlarında kadına bakışı, ilk kadın hareketlerini ve feminist akımı ana hatlarıyla tartışır. “Yirminci Yüzyıl ve Sonrası Kadına Bakış ve Feminizm” adlı yedinci bölümde, Özbirinci öncelikle Türk ve yabancı araştırmacıların yapıtlarına değinerek, feminist hareketin temel özelliklerini ele alır. “Medya ve Kadın” alt başlıklı bölümde, Laura Mulvey’nin “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” adlı makalesi, Naomi Wolf’un Güzellik Miti adlı kitabı ve Michel Foucault’nun kuramı çerçevesinde, medyanın kullandığı kadın imgeleriyle toplumda kadın hakkında olumsuz bir algı yarattığı anlatılır. Ayrıca medyanın sürekli vurguladığı güzellik kavramı çerçevesinde şekillendirilen kadın tipinin kadını nesneleştirdiği reklamlardan örnekler kullanılarak ele alınır. “1950 Sonrası Edebiyat ve Kadın” alt başlıklı bölümde ise son dönemde kadın yazarların eril söylemi yansıtan söylenceleri yeniden yazarak kendilerine yeni bir söylem yaratma çabaları dile getirilir. Özbirinci’nin ele aldığı kadın yazarlar erkeklerin yazdığı metinlerde meşrulaştırılan kadın rollerini postmodern yazın unsurlarını kullanarak sorgular. Yazar savını örnekleyebilmek için Isak Dinesen’in “The Blank Page” adlı öyküsü, Bryony Lavery’nin Ophelia adlı oyunu, Adrienne Rich’in “Diving into the Wreck” adlı şiiri ve Angela Carter’ın Sirk Geceleri adlı romanını inceler.  Sonuç bölümünde Özbirinci, yaratılan ideal kadın tipiyle kadının kendi bedenine yabancılaştırıldığını ve toplumdan dışlanmamak adına kendisine dayatılan rolleri kabullendiğini dile getirir. Özbirinci’ye göre kadın korkusuyla baş etmenin en temel yolu kadınların kendi deneyimlerini yazarak gelecek nesilleri aydınlatmasıdır.  

 

Batı’da giderek artan kadın çalışmalarını Türk okuruna sunan bu kitap, toplumsal cinsiyet rolleri ve feminizm bağlamında İngilizce yazılmış pekçok ünlü makale ve kitabı Türk okuruna tanıtması açısından çok önemli bir görev üstlenmektedir. Görsel malzeme ve kullanılan akıcı dil konuyu tüm okurlar için çok kolay anlaşılır kılmaktadır. Sonuç olarak, Pürnur Uçar Özbirinci’nin kitabı çağlar boyu kadına bakışı ve kadın hareketlerini anlatan bir el kitabı niteliğindedir.        

 

 

Kaynakça

 

Gilbert, Sandra, and Susan Gubar. The Madwoman in the Attic. New Haven ve Londra: Yale Üniversitesi Yayınları, 1979.

Özbirinci, Pürnur Uçar. Dünya Kadına Karşı: Kadına Duyulan Korkunun Temelleri. Ankara: Efil Yayınevi, 2012.

Walker, Barbara G. The Woman’s Encyclopedia of Myths and Secrets. San Francisco: Harper

Collins, 1983.


www.nineva.com.tr



Kapat