Modern toplumlar, bir ulus - devlet sistemi içerisinde var olan ulus - devletlerdir. Geleneksel devletler (ya da benim "sınıflara bölünmüş toplumlar" dediğim şey) ise, hem kendi iç özellikleri hem de birbirleri ile olan dış ilişkileri bağlamında, bunlardan ciddi olarak ayrılmakta ve zıt özellikler göstermektedirler. Sosyal bilimciler, toplumları açıkça tanımlanmış sınırları olan idari birimler olarak düşünmeye alışkındırlar. Sınıflara bölünmüş toplumlar ise böyle değillerdi; eğer modern toplumlar böyle ise, bu, genelde sosyal ilişkiye özgü bir şeyden değil, ulus - devlet ile özdeşleşmiş farklı sosyal entegrasyon biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Tarihsel materyalizm, hem geleneksel hem de modern devletlerin ortaya çıkışını, maddi üretimin (veya benim "tahsis edici kaynaklar" olarak adlandırdığım şeyin) gelişimi ile ilişkilendirir. Ne var ki, eşit derecede önemli olan ve çoğunlukla bu maddi zenginliği oluşturan asıl araç ise, tâbi nüfusları koordine etmek üzere kullanılan bilginin toplanması ve depolanmasıdır. Bilgi depolama, "otorite kaynaklarının," kabile kültürlerinden çok daha geniş mekân ve zaman alanları kapsayan sosyal sistemlerin yapılanmasındaki rolü açısından temel önem taşımaktadır. Gözetleme - bilgi denetimi ve bazı grupların faaliyetlerinin diğerleri tarafından denetlenmesi - sonradan bu tür kaynakların genişlemesi için anahtar bir rol oynamaktadır.
(Arka Kapak)
Stok Kodu
9799756472124
Basım Yeri
İstanbul
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat